Thomas Pynchon, Against the Day

“En nihayetinde şehir, muayyen bir masumiyet yitiminin maddi ifadesine dönüştü. Cinsel ya da siyasi bir masumiyet değil, bir şehrin en iyi şartlarda nasıl bir yer olabileceğine dair müşterek bir hayaldi, yitirilen. Bu şehrin sakinleri hayata küstürülmüş ve hafızasını yitirmiş bir türe dönüştü ve bu şekilde kaldı. Yaralı ancak yaralanma anının hatırası üzerinden birbirleriyle bağlantıya geçemeyen, kendilerine saldıranın yüzünü hatırlayamayan bir tür.”
Thomas Pynchon, Against the Day
Tercüme: Taylan Taftaf

Slab & Esther by Thomas Pynchon

hollisthething-thomas-pynchon

Slab ve Esther, birbirlerinden rahatsızlık duyarak, Slab’in stüdyosundaki şövalenin önünde durmuş, Peynirli Çörek #35’e bakıyordu. Peynirli Çörek, Slab’in son takıntısıydı. Bir süre önce bu unlu mamülün her biçemde, ışıkta ve kompozisyonda resimlerini yapmaya başlamıştı deli gibi. Oda şimdiden kübist, fovist ve sürrealist peynirli çöreklerle doluydu. “Monet son yıllarını Giverny’deki evinde, bahçe havuzundaki su nilüferlerinin resimlerini yaparak geçirdi,” diye akıl yürüttü Slab. “Her türlü su nilüferi resmini yaptı. Su nilüferlerini seviyordu adam. Ben de son yıllarımı yaşıyorum. Peynirli çöreği seviyorum; hatırlayamayacağım kadar uzun bir süredir hayatta kalmamı sağladı bu çörekler. Neden olmasın.”