Hunter S. Thompson: 60s San Francisco

Hunter_High Water Mark

Bu gergin Las Vegas gecesinde tuhaf hatıralar… Beş yıl mı oldu? Altı? Aradan bir ömür geçmiş gibi geliyor. En azından bir Ana Dönem geçti – bir daha asla gelmeyecek türden bir çıkıştı bu. Altmışların ortasında San Francisco, bir parçası olmak için çok özel bir zaman ve yerdi. Belki gerçekten de bunun bir anlamı vardı. Belki de, uzun vadede yoktu… Ama hiçbir izahat, hiçbir sözcük dizimi ya da müzik ya da hatıralar, zamanın ve dünyanın o köşesinde bulunduğunuzu ve hayatta olduğunuzu bilmenin hissine yaklaşamaz. Bu artık her ne anlama geliyorsa…

Queer Tanca

1950’lerde Fas, Batılı eşcinsellerin sığındığı bir limana nasıl dönüştü?
Geçtiğimiz ay bir İngiliz’in “eşcinsel davranışları” münasebetiyle Faslı sevgilisiyle birlikte tutuklanıp hapse düştüğü Fas bir zamanlar, kendi ülkelerindeki kısıtlamalardan kaçarak bu Kuzey Afrika ülkesinin rahat ortamından faydalanmak isteyen Amerikalı ve İngiliz eşcinseller için şöhretli bir sığınak durumundaydı.
Richard Hamilton
BBC World Service, 12 Ekim 2014
Tercüme: Taylan Taftaf

morocco-souk-1950s-getty

Thomas Pynchon, Against the Day

“En nihayetinde şehir, muayyen bir masumiyet yitiminin maddi ifadesine dönüştü. Cinsel ya da siyasi bir masumiyet değil, bir şehrin en iyi şartlarda nasıl bir yer olabileceğine dair müşterek bir hayaldi, yitirilen. Bu şehrin sakinleri hayata küstürülmüş ve hafızasını yitirmiş bir türe dönüştü ve bu şekilde kaldı. Yaralı ancak yaralanma anının hatırası üzerinden birbirleriyle bağlantıya geçemeyen, kendilerine saldıranın yüzünü hatırlayamayan bir tür.”
Thomas Pynchon, Against the Day
Tercüme: Taylan Taftaf

Lizbon’a Gece Treni

lizbon’a gece treni’ne baktığımı söyledim.
ha, saramago, dedi.
değil, dedim. ama aynı yayınevi olmalı.
binlerce kitabın durduğu raflara baktık bir süre.
isterseniz bilgisayarınızdan bakın yazarın ismine, dedim.
bir süre tereddüt ettikten sonra, siz bakın, dedi.
baktım. yazarın ismini hatırladım. tekrar raflara döndük.
kitaplar soyadına göre dizili sanırım, dedim.
sanırım, dedi.
binlerce kitabın durduğu raflara baktık bir süre.
en sonunda M harfinde yazarı bulamadığımızı kabul ettik.
bence saramago yazdı o kitabı, dedi.
konuyu değiştirmek için, cemil meriç sosyoloji kısmında, herhalde? dedim.
emin değildi ama sosyoloji kısmını gösterdi parmağıyla.
meriç’i bulmam zaman aldı. sosyoloji kısmında değil, karşısındaki raftaydı. ama ona sormadan buldum. mağaradakiler’i aldım. kasaya gittim.
ne kadarmış? dedi.
kitabın arkasını çevirdim. etiket yoktu. bilmiyorum, dedim.
ben de bilmiyorum ki, dedi.
bir süre bomboş baktım.
yirmi lira verin o zaman, dedi.
elli liram vardı. kasayı açmayı bilmediğinden, bozamayacağı anlaşıldı.
kart uzattım. çekmeyi bilmediğini ifade etti, başını iki yana sallayarak.
bir süre daha durduk.
çıkıp bozduramaz mısınız? dedi, yan gözle sağanak yağmura bakarak.
çıktım. ıslandım. sigara alıp parayı bozdurdum. ıslandım. geri döndüm. yirmi lirasını uzattım.
poşetiniz var mı? diye sormadım.
nazik, yaşlıca bir beyefendiydi. bir soru daha sormak istemedim. meriç’i montumun içine sokup çıktım.

Taylan Taftaf

Brautigan: 47

RB

Bugün benim doğumgünüm.

Geçmişte bazı partileri, sevdiklerimin ve arkadaşların yanımda olduğu zamanları hatırlıyor gibiyim ama bugün bunların hiçbiri olmayacak. Duygusal tarafımdan çok uzaklardayım, neredeyse bir sürgündeymiş gibi. Ayrıca bu konuda yapabilecek hiçbir şeyim de yok. Bir daha asla 46 yaşında olmayacağımı biliyorum yalnızca.

Zift by Vladislav Todorov

zift_todorov

Burada –azalan gücüm ve zayıflayan belleğimin izin verdiği ölçüde– anlatacağım hikaye, uzunca bir süre, yaklaşık yirmi yıl kadar önce başladı. Sonu ise, dün gece, benim, yani vatandaş Lev Kaludov Zhelyazkov’un dışarı salıverilmesiyle oldu. Cinayet ve soygun suçundan yattığım Sofya Merkez Cezaevi’nden dışarı adımımı attığımda artık otuz sekiz yaşında bir adamdım. Tarihsel bir dönemde içeri atılmıştım; dışarı çıktığımda ise bambaşka bir dönemin içerisinde buldum kendimi. Bu iki dönemi birbirinden ayıran, Devrim Günü’ydü. 9 Eylül 1944.