Béla Tarr’ın Yaratıcı Gerçeklik Keşiflerinde, Sanat ve Felsefe olarak Sinema

Béla Tarr’ın Yaratıcı Gerçeklik Keşiflerinde, Sanat ve Felsefe olarak Sinema
Elzbieta Buslowska
Essex Üniversitesi
Tercüme: Taylan Taftaf

Kurgu ya da gerçeklik düzleminden ziyade, Béla Tarr’ın sineması gerçekçi-olanı ya da gerçekçi-olmayanı değil, “etrafımızı saran dünya ile ilişkilerimizin genel toplamını” ifade eden yaratıcı bir keşif süreci olarak görülebilir. Bu keşif sürecinin sonucu; bir ana hikayenin olmadığı, amatör oyuncuların kullanıldığı, gerçek mekanlarda çekilen, kurgu ile “kesilmemiş” uzun çekimler içeren, aynı anda hem başından sonuna dek dikkatlice düşünülmüş hem de koreografisi gerçekleştirilmiş filmlerdir. Bu filmlerde bir hikaye anlatmayı reddeden yönetmenin estetik anlayışı toplumsal gerçekçilik estetiğinin ötesine geçmektedir. Bu bağlamda, Béla Tarr filmlerinin havasını ve tarzını belirleyen Macaristan’ın kasvetli imajı, dünyanın gerçekçi bir sunumu ya da metafizik bir dışavurum değil; hem gerçek hem de sanal olarak, her şeyin olabileceği ya da hiçbir şeyin olmayabileceği bir ortamda süren amaçsız bir devinimde “kilitlenmiş” bir durum, bir olay olarak değerlendirilebilir (Gilles Deleuze). Burada dünya, film, izleyici ve dışarısı, oluş sürecinde iç içe geçmiştir (Deleuze). Bu makale, Deleuze’ün zaman-imge kavramı düzleminde, Béla Tarr’ın son dönem filmleri Lanet (Kárhozat, 1988), Şeytan Tangosu (Sátántangó, 1994) ve Karanlık Armoniler’deki (Werckmeister Harmóniák, 2000) imgelemi, (gerçekçi yerine) gerçek ve (kurgusal yerine) yaratıcılık açısından araştırmaktadır.

6

Hunter S. Thompson: 60s San Francisco

Hunter_High Water Mark

Bu gergin Las Vegas gecesinde tuhaf hatıralar… Beş yıl mı oldu? Altı? Aradan bir ömür geçmiş gibi geliyor. En azından bir Ana Dönem geçti – bir daha asla gelmeyecek türden bir çıkıştı bu. Altmışların ortasında San Francisco, bir parçası olmak için çok özel bir zaman ve yerdi. Belki gerçekten de bunun bir anlamı vardı. Belki de, uzun vadede yoktu… Ama hiçbir izahat, hiçbir sözcük dizimi ya da müzik ya da hatıralar, zamanın ve dünyanın o köşesinde bulunduğunuzu ve hayatta olduğunuzu bilmenin hissine yaklaşamaz. Bu artık her ne anlama geliyorsa…

Queer Tanca

1950’lerde Fas, Batılı eşcinsellerin sığındığı bir limana nasıl dönüştü?
Geçtiğimiz ay bir İngiliz’in “eşcinsel davranışları” münasebetiyle Faslı sevgilisiyle birlikte tutuklanıp hapse düştüğü Fas bir zamanlar, kendi ülkelerindeki kısıtlamalardan kaçarak bu Kuzey Afrika ülkesinin rahat ortamından faydalanmak isteyen Amerikalı ve İngiliz eşcinseller için şöhretli bir sığınak durumundaydı.
Richard Hamilton
BBC World Service, 12 Ekim 2014
Tercüme: Taylan Taftaf

morocco-souk-1950s-getty

Preface to Requiem by Hubert Selby Jr.

selbyjr

Requiem For A Dream, ilk olarak 1978 yılında basıldı. Kitabın halen baskıda ve yeni bir edisyonunun yayınlanacak olduğunu bilmek oldukça memnuniyet verici. Aynı zamanda, kitabın film uyarlaması da yolda; çekimlere bu yılın bahar aylarında başlanacak. Söz konusu gelişmelerin bu zamana –“eşi görülmemiş bir refahın” hüküm sürdüğü zamanlara– denk gelmesinin benim için hem hoş hem de ironik bir tarafı var.

Hunter S. Thompson

He who makes a beast of himself gets rid of the pain of being a man.
HUNTER S. THOMPSON

Sources: Fear And Loathing in Las Vegas: A Savage Journey to the Heart of the American Dream, H.S.Thompson (2005, Harper Perennial); Hell’s Angels: The Strange and Terrible Saga of the Outlaw Motorcycle Gangs, H.S.Thompson (1999, Random House); The Rum Diary, H.S.Thompson (2003, Simon & Schuster); Gonzo: The Life and Work of Dr. Hunter S. Thompson (2008 documentary, Alex Gibney); Fear And Loathing in Las Vegas (1998 movie, Terry Gilliam); Breakfast with Hunter (2003 documentary, Wayne Ewing)

Tercüme / Metin: Taylan Taftaf

John F. Barber Röportajı

BRAUTIGAN.NET
JOHN F. BARBER RÖPORTAJI

John F. Barber, Washington Eyalet Üniversitesi, Yaratıcı Medya & Dijital Kültür Programı’nda ders veren bir akademisyen. Bir yandan dijital medyanın teknoloji, sanat, bilim ve insanlar arasındaki ilişkileri nasıl dönüştürdüğünü inceleyen, diğer yandan dijital ve elektronik ortamlarda yazının geleceği üzerine kuramsal çalışmalar yapan Barber’ın, bilginin kullanımı ve arayüz tasarımı alanındaki çalışmalarının en önemli örneklerinden biri ise, www.brautigan.net adresi üzerinde faaliyet gösteren Brautigan Bibliyografya ve Arşiv sitesi.

1980’lerden bu yana Brautigan üzerine akademik ve arşiv odaklı çalışmalar yapan John F. Barber’la ilgili tanıtıcı giriş yazısını daha fazla uzatmak yerine, kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportaja geçmeyi tercih ediyoruz. Zira John, her şeyin nasıl geliştiğini detaylarıyla anlatıyor.

Röportaj ve Tercüme: Taylan Taftaf

Son Defter: Richard Brautigan

richsf

“An Unfortunate Woman / Talihsiz Bir Kadın”, Richard Brautigan’ın uzun bir döneme yayılan son savruluşunda yanında taşıdığı ve arada boşluklar bırakarak devam ettiği bir defterden çıktı. 1982 yılında yazılan bu defterin yayınlanması ne yazık ki Brautigan’ın ölümünden on yıl sonra, 1994’de “Cahier d’un Retour de Troie / Truva’dan Dönüş Güncesi” adıyla Fransa’da oldu. Kitabın ABD ve İngiltere’de orijinal dilinde okuyuculara ulaşması için altı yıl daha geçmesi gerekecekti. Bugüne dek kitap sekiz dile çevrildi (Fransa, Japonya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, İtalya, İspanya, Rusya ve Türkiye’de Altıkırkbeş). Kendi sözcükleriyle açıklamaya çalışırsak, ölümün ülkesinden gönderilmiş olsa da, nispeten yeni, diri bir kitap duruyor önümüzde.