03.30
Gideceğim yeri pek bilmiyorum; geldiğim, ilk, yeri de. Belleğimin katlarında inip çıkıyor, unutuluşun birinci anlamını anlıyorum. Her gece, umulmadık bir sezgi tutuyor elimden, pergelsiz ölçeksiz bir haritayı çıkarıyorum gizlediğim kutudan, suya ve toprağa, yokuşa ve inişe alıştırıyorum kendimi. Saatın içini öğrendim artık, bir çarkı ötekine dolayan rastlantı hendesesini avucumun içi gibi biliyorum; maddenin nerede yanıldığını, ölçünün neden sanrıl bir saltıkla boğulduğunu gördüm. Kimbilir kaç kez araladım fanusu – şimdi çıkma, dönmeme, gitme vaktidir.
Geceye inanmak zordur. Sen de, haklısın, yıllardır gerilip çatlamaya duran bünyemin akılsırermez bir yenilenme tarzıyla eşikten dönüşünü yaşamaktan bıkmış olmalısın; bu kez de, son anda, dengeyi tutturamasam bile, ipi yakalayacağımı düşüneceksin. Oysa hissediyorum: Artık düşüyorum ben. Kendimizi sonuçların en sonuncusuna alıştırdık biz, ipi yakalamadıksa duvara değeceğiz. Şimdi çok geride kalmış bir görüntüye ayarlıyorum anı merceğimi. Dipsiz bir akşamın ardından, gitgide daralarak denize uzanan burunda yürümüştük. Alaca ışığa ve denizin koyu gövdesine akan nabzımıza alışmak üzereyken ürpermiştim birden. Gerçekten de yalnızlığın ötesinde yaşayıp yaşamadığımızı bir bakıma kanıtlamak için benimle birlikte olan yanıta soru olmak düşüne kapılmıştım. O zaman, ileride, ufkun uç noktasında bir yerde, aslında dipsizliğin dibi olmadığını belirleyen o yerde, tek bir kez yanmıştı bir deniz feneri.
Enis Batur, 1972
Sürekli geriye çekildik. Bunu boşluklarımızı koruma altına almak adına yapmışız gibi görünse de, o kadar akıllı olduğumuzu söylemek zor. En azından aksini iddia edebilecek çok kişi çıkacaktır ortaya. Gene de doğru davranışın ipuçlarını arıyor olabiliriz. Çok net bir mağlubiyeti anlayabilmemiz için aradan geçmesi gereken bunca yılda neler yaptık? Sabah işine giden bir çırak çalıştığı dükkanın yandığını görünce ne yaparsa, onu. Sürttük. Benzer bir tezgah aranmadık. Çok sıkışırsak, selülozdan bir cehennem yaratacaktık. Plan buydu. Yeni karışımlar denedik arada, eskimiş batıl inançlarımızı yenileriyle değiştirdik, asla varolamayacak görüngülerin notlarını aldık çizik kağıtlara. Daha en başından olmayacağı belli, umutsuz girişimler. Görünmeyen şeylerin coğrafyası ise halen canlılığını koruyor. Korkunç şeyler bunlar. Yazdığımız cümlelerden, kaydettiğimiz seslerden, renk verdiğimiz hayaletlerden tiksindik. Çok kötüydü çünkü; çok kötüydük. Yeteneklerimiz kısıtlıydı, hayal gücümüzü karşılayamıyordu. Çok rüya gördük bu yüzden. Kesilmiş bir uzvun, kaybedilen bir duyunun yerini başkası alırmış ya vücutta. Takıntılarımızdan prensipler, saplantılarımızdan sürdürülebilir bir hayat çıkmadı oysa. Çalışmak üzereymiş gibi göründü, yalnızca duman çıktı motordan. Dumanı soluduk. Bundan sonrasında işe yarayacak tek aktarım yolu, kuyruk sokumumuzu delerek dahili bağlantı kurmak olabilir. Sinir sistemine doğrudan bağlantıdan başka iletişim yolu kalmadı.
So, what we’ve got here is a failure to communicate.
That is I need a human host.
I can’t look at anything. I am blind. I can’t sit anywhere. I have nothing to sit on.
And let me take this opportunity of replying to my creeping opponents.
It is not true that I hate the human species. I just don’t like human beings. I don’t like animals.
What I feel is not hate. In your verbal garbage the closest word is distaste.
Still I must live in and on human bodies. An intolerable situation you will agree.
To make that situation clearer suppose you were stranded on a planet populated by insects.
You are blind.
You are a drug addict.
But you find a way to make the insects bring you junk.
Even after thousands of years living there you still feel that basic structural distaste for your insect servants.
You feel it every time they touch you. Well that is exactly the way I feel about my human servants.
Consequently since my arrival some five hundred thousand years ago I have had one thought in mind.
What you call the history of mankind is the history of my escape plan.
All I want is out of here.
William Seward Burroughs
The Beginning Is Also The End, 1963
I suspect there never will be a requiem for the dream simply because it will destroy us before we have the opportunity to mourn its passing.
Hubert Selby Jr.
Man goes to doctor. Says he’s depressed. Says life seems harsh and cruel. Says he feels all alone in a threatening world where what lies ahead is vague and uncertain.
Doctor says “Treatment is simple. Great clown Pagliacci is in town tonight. Go and see him. That should pick you up.”
Man bursts into tears.
Says “But, doctor…I am Pagliacci.”
Good joke.
Everybody laugh.
Roll on snare drum.
Curtains.
Rorschach




