Anthony Burgess, Otomatik Portakal
Türkçesi: Aziz Üstel
Bilgi Yayınevi, 1973 Ankara

#anthonyburgess #clockworkorange #otomatikportakal #azizustel

Tony Wilson

tonywilson_granada

This is the tribute speech by Pete Tong on BBC Radio 1 Essential Mix two weeks after Tony Wilson’s death.

“This is a special essential mix for a very special man. My experiences of this man were never less than remarkable. Polite in an old English manner but so full of belief, self-assurance and confidence, it was almost overwhelming when you were in his presence. Never uncomfortable to champion the contrary point of view and if your cause was his mission then he’d make you feel absolutely brilliant.

Metin Demirhan

metin demirhan

Doksanların sonlarında İstanbul’da çıkan en fiyakalı fanzinlerden olan Zemberek’in dördüncü hamlesinin son sayfasında şöyle bir not vardı: “Zemb. kısa zamanda tükeniyor. Nassı oluyor lan? Bilinmiyor tabii. Lakin hamlenin bir nevi kült olarak algınlanması söz konusu ediliyor Met-Dem tarafından. Gerçi Met-Dem, Zemb.’e dair birçok şeyi abartması ile ünlenmiştir. Olm, acaip karılar alıyo la Zemb.’i. Entel-dantel tayfa olm. Garip şeyler. Bi tanesi memelerinin arasından çıkardı olm Zemb.’i. Üçüncü sayı ne zaman gelcek diye sordu. Ha bi de ibneler var. Yaşlısı genci bi sürü tip okuyo. Yeni hamle ne zaman gelcek diye soruyolar. Uğraşamıyom olm bunnarla!”

Béla Tarr’ın Yaratıcı Gerçeklik Keşiflerinde, Sanat ve Felsefe olarak Sinema

Béla Tarr’ın Yaratıcı Gerçeklik Keşiflerinde, Sanat ve Felsefe olarak Sinema
Elzbieta Buslowska
Essex Üniversitesi
Tercüme: Taylan Taftaf

Kurgu ya da gerçeklik düzleminden ziyade, Béla Tarr’ın sineması gerçekçi-olanı ya da gerçekçi-olmayanı değil, “etrafımızı saran dünya ile ilişkilerimizin genel toplamını” ifade eden yaratıcı bir keşif süreci olarak görülebilir. Bu keşif sürecinin sonucu; bir ana hikayenin olmadığı, amatör oyuncuların kullanıldığı, gerçek mekanlarda çekilen, kurgu ile “kesilmemiş” uzun çekimler içeren, aynı anda hem başından sonuna dek dikkatlice düşünülmüş hem de koreografisi gerçekleştirilmiş filmlerdir. Bu filmlerde bir hikaye anlatmayı reddeden yönetmenin estetik anlayışı toplumsal gerçekçilik estetiğinin ötesine geçmektedir. Bu bağlamda, Béla Tarr filmlerinin havasını ve tarzını belirleyen Macaristan’ın kasvetli imajı, dünyanın gerçekçi bir sunumu ya da metafizik bir dışavurum değil; hem gerçek hem de sanal olarak, her şeyin olabileceği ya da hiçbir şeyin olmayabileceği bir ortamda süren amaçsız bir devinimde “kilitlenmiş” bir durum, bir olay olarak değerlendirilebilir (Gilles Deleuze). Burada dünya, film, izleyici ve dışarısı, oluş sürecinde iç içe geçmiştir (Deleuze). Bu makale, Deleuze’ün zaman-imge kavramı düzleminde, Béla Tarr’ın son dönem filmleri Lanet (Kárhozat, 1988), Şeytan Tangosu (Sátántangó, 1994) ve Karanlık Armoniler’deki (Werckmeister Harmóniák, 2000) imgelemi, (gerçekçi yerine) gerçek ve (kurgusal yerine) yaratıcılık açısından araştırmaktadır.

6